Kedilerde Ağız ve Diş Muayenesi: Sistematik Bir Yaklaşım

Kedilerde ağız muayenesi, hem normal yapıların hem de anormalliklerin dikkatle gözlemlendiği sistematik bir süreçtir. Bu muayene yalnızca spesifik bir şikâyete yanıt vermek için değil, aynı zamanda her türlü rutin sağlık kontrolünün (wellness examination) ayrılmaz bir parçası olarak görülmelidir. Çünkü ağız boşluğu; sindirim sisteminin başlangıç noktası, aynı zamanda birçok sistemik hastalığın da ilk sinyallerini verdiği bölgedir.

Kediler ağrı ve rahatsızlıklarını saklama konusunda oldukça ustadır. Bu nedenle erken dönemde fark edilmeyen küçük bir diş sorunu, zamanla ciddi ağız hastalıklarına, kronik ağrıya ve hatta kilosuzluğa kadar giden genel durum bozukluklarına yol açabilir. Doğru tanının temeli; sabır, dikkat ve ayrıntılara titizlikle odaklanmaktır. Klinisyenin baş ve boyun bölgesini incelemeden önce tam bir vücut muayenesi yapması esastır. Böylece ağız bulgularıyla sistemik hastalıklar arasındaki olası ilişkiler de değerlendirilebilir.


Muayenenin Aşamaları

Kapsamlı bir ağız muayenesi dört temel aşamadan oluşur. Bu aşamalar sırayla ve birbirini tamamlayacak şekilde planlandığında, ağız içi patolojilerin gözden kaçma ihtimali en aza iner.

  1. Aşama: Mevcut ağız problemlerinin gözden geçirilmesi, hasta sahibine sorular yöneltilmesi ve yanıtların dikkatle dinlenmesi. Kapsamlı bir tıbbi/dental öykü almak, sorunun kökenine ışık tutar. Bu bölüm, muayenenin “konuşarak tanı koyma” kısmı olarak da düşünülebilir.

  2. Aşama: Uyanık hastada baş ve boyun bölgelerini görselleştirmek ve palpe etmek (elle muayene) için yapılan ağız dışı (ekstraoral) fiziksel muayenedir. Asimetriler, şişlikler, kas atrofisi, fistül ağızları bu aşamada fark edilir.

  3. Aşama: Yine uyanık hastada yapılan ağız içi (intraoral) muayenedir. Kedinin mizacı ve ağrı düzeyi izin verdiği ölçüde, dişler, diş etleri, dil, damak ve orofarenks ayrıntılı biçimde değerlendirilir.

  4. Aşama: Genel anestezi altında yapılan ağız dışı ve ağız içi muayenedir. Bu aşama, ayrıntılı sondlama ve dental radyografilerle birlikte, kesin tanının ve tedavi planının oluşturulduğu kısımdır.

Her aşamada elde edilen bilgiler; sonraki adımı planlamak, gerekli görüntüleme ve tedavileri belirlemek açısından büyük önem taşır.


Mevcut Ağız Problemlerinin Gözden Geçirilmesi (Anamnez)

Ağız muayenesi sürecinin ilk kısmı, spesifik sorunun ve bunun önceki veya devam eden herhangi bir durumla ilişkisinin anlaşılmasıdır. Bu nedenle hasta yakınıyla kurulacak iyi bir iletişim, tanı sürecinin temelini oluşturur.

Hasta Yakınına Sorulabilecek Temel Sorular

  • Kedinizdeki semptomlar yeni mi, yoksa daha önce yaşadığı bir ağız problemiyle mi ilişkili?
    Daha önce periodontal hastalık, diş kırığı, stomatit gibi tanılar almış olması, mevcut bulguların nüks mü yoksa yeni bir tablo mu olduğunu anlamaya yardımcı olur.

  • Bu sorun daha önce tedavi edildi mi?
    Uygulanan tedaviler (diş taşı temizliği, diş çekimi, antibiyotik veya steroid kullanımı) ve bunlara verilen yanıt, bugün izlenecek yaklaşımı etkiler.

  • Kediniz daha önce bu klinikte muayene edildi mi, yoksa ikinci bir görüş için mi geldiniz?
    Önceki kayıtların mevcut olup olmadığı, eski radyografilerin kıymetini artırır.

  • Sorunu ilk ne zaman fark ettiniz? Belirgin bir ağrıya neden oluyor mu?
    Ani başlayan sorunlar travma, yabancı cisim veya akut enfeksiyon düşündürürken; yavaş seyirli tablolar genellikle kronik periodontal hastalıkla ilişkilidir.

  • Kedinizin davranışlarında ne gibi değişiklikler oldu?
    Daha az oyun oynama, saklanma, temas istememe, yüz bölgesine dokunulduğunda agresifleşme gibi bulgular, ağız ağrısının dolaylı göstergeleridir.

  • Sorun dalgalı bir seyir mi izliyor, yoksa sürekli mi kötüleşiyor?
    Periodontal hastalıklar bazen alevlenmeler ve nispi düzelmelerle seyredebilir.

  • Kedinizin yeme düzeni değişti mi?
    Sert mamadan kaçınma, mama tanelerini yere düşürme, sadece sıvı veya yumuşak şeyler yeme; çiğneme sırasında ağrıya işaret eder. Son dönemde kilo kaybı olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır.

  • İçme veya yutmada güçlük, salya akıtma, yüzünü sürtme gibi belirtiler gözlemlediniz mi?
    Özellikle tek taraflı salya akıntısı veya yüz sürtme, o bölgede lokalize bir ağrı odağı olduğuna işaret edebilir.

  • Kediniz dişlerini gıcırdatıyor veya takırdatıyor mu?
    Diş rezorpsiyonları ve pulpa ağrıları, çene titremesi ve diş gıcırdatma ile kendini gösterebilir.

  • Geçmişte travma, kavga öyküsü veya yüksekten düşme gibi durumlar oldu mu?
    Travma, çene kırıkları, diş kırıkları ve temporomandibular eklem sorunları için önemli bir ipucudur.

  • Kendini tımar etme isteksizliği ve buna bağlı kötü tüy durumu var mı?
    Ağız ağrısı olan kediler, özellikle karın ve kuyruk bölgesini temizlemekten kaçınabilir.

Bu sorulara alınan yanıtlar, yalnızca mevcut problem hakkında değil aynı zamanda kedinin genel yaşam koşulları, beslenme alışkanlıkları ve çevresel risk faktörleri hakkında da bilgi verir.


Klinik Belirtiler

Kedilerde en yaygın klinik belirtilerden biri iştahsızlık veya zayıflamadır. Bu bulgu çok sayıda sistemik hastalıkla ilişkili olabilse de, çoğu zaman diş veya ağız kaynaklı bir sorun buna eşlik eder. Özellikle ileri yaşlı kedilerde, kronik böbrek hastalığı ve ağız içi lezyonlar aynı anda bulunabilir; bu nedenle klinik belirtiler mutlaka bütüncül değerlendirilmeli, yalnızca dişlere veya yalnızca sisteme odaklanılmamalıdır.

Ağız Kokusu (Halitosis)

Kedilerde ağız kokusunun en sık nedeni periodontal hastalıktır. Diş yüzeyinde biriken plak, zamanla mineralize olarak diş taşına dönüşür ve anaerobik bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Bu bakterilerin ürettiği uçucu sülfür bileşikleri, karakteristik kötü kokudan sorumludur.

Halitosise eşlik edebilecek diğer nedenler şunlardır:

  • Diş rezorpsiyonları ve komplike diş kırıkları

  • Neoplaziler (özellikle ülseratif kitleler)

  • Viral hastalıklar (FCV, FeLV, FIV)

  • Oronazal fistül

  • Kronik böbrek yetmezliğine bağlı üremik stomatit ve ülserler

  • Diyabette görülen ketotik ağız kokusu

Bu nedenle ağız kokusu “sadece diş taşı” olarak geçiştirilmemeli, mutlaka sistemik bir değerlendirme ile birlikte ele alınmalıdır.

Aşırı Salya (Ptyalism)

Aşırı salya akışı çoğu zaman tükürük üretiminin gerçek anlamda artmasından ziyade, ağız içi tahriş veya yutma fonksiyonundaki bozulmanın sonucudur.
Aşağıdaki durumlarda ptyalism sık görülür:

  • Ağız içi ülserasyonlar ve stomatit

  • Dil altına takılmış ip gibi yabancı cisimler

  • Diş kökü apseleri

  • Ağız içi tümörler

  • Bazı toksik maddelerin alımı

Kedinin göğüs ve ön ayak tüylerinde ıslanma, ağız çevresinde kahverengimsi tüy boyanması ptyalizme eşlik edebilir.

Davranışsal Değişiklikler ve Ağrı Belirtileri

Kediler ağrılarını sakladıkları için, çoğu zaman ağız hastalığının ilk belirtileri davranış değişiklikleri şeklinde ortaya çıkar:

  • Mama kabına gelip koklayıp geri gitme

  • Yiyeceği ağzına alıp yere düşürme

  • Bir tarafla çiğneme, ardından başını sallama

  • Oyun oynama isteğinde azalma

  • Yüz bölgesine dokunulduğunda sinirlenme veya kaçma

  • Kendini tımar etmeyi bırakma ve buna bağlı kötü tüy görünümü

Dil çıkarma, çene titretme, ağzın tek tarafıyla çiğneme gibi bulgular; diş kırıkları, rezorpsiyonlar veya şiddetli gingivostomatit gibi ağrılı durumların tipik göstergeleridir.


Tıbbi/Dental Geçmiş

Alınan öykü; hastanın türü, cinsiyeti, yaşı, kısırlaştırma durumu, aşı programı, beslenme şekli (kuru mama, yaş mama, ev yemeği, çiğ diyet vb.) ve kullanılan ilaçları içermelidir.

Dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:

  • Evdeki kedi sayısı ve sosyal dinamik: Çok kedili evlerde viral hastalıklar ve stres kaynaklı tablolar daha sık görülebilir.

  • Kedinin nereden alındığı ve dışarıya erişimi: Sokaktan sahiplenilmiş veya dışarı çıkan kedilerde travma, kavga yaralanmaları ve bulaşıcı hastalık riskleri artar.

  • Önceki diş tedavileri: Daha önce diş çekimi veya diş taşı temizliği yapılmışsa, hangi dişlerin eksik olduğu ve kullanılan anestezi protokolleri not edilmelidir.


Yaşa Göre Sık Görülen Ağız Durumları (Özet)

  • Yavru (12 aya kadar):

    • Viral enfeksiyonlar (FCV, FHV)

    • Juvenil başlangıçlı gingivitis

    • Diş rezorpsiyonları (özellikle Oriental, Persian, Burmese ırkları)

    • Maloklüzyonlar (çene kapanış bozuklukları, süt dişlerinin persiste olması)

  • Yetişkin (1–7 yaş):

    • Periodontal hastalıkların çoğu bu dönemde başlar

    • Diş rezorpsiyonları artan sıklıkta görülür

    • Travmaya bağlı diş kırıkları

    • Gingivostomatit olgularının önemli bir kısmı bu yaş grubundadır

  • Yaşlı (7 yaş üzeri):

    • İleri periodontal hastalık ve diş kayıpları

    • Oral tümörler (özellikle skuamöz hücreli karsinom)

    • Kronik böbrek hastalığına bağlı ağız içi ülserler ve koku

    • Sistemik hastalıklara ikincil sekonder enfeksiyonlar

Yaşa özel riskleri bilmek, muayene sırasında hangi bölgelerin daha dikkatli incelenmesi gerektiğini belirlemeye yardımcı olur.


kedi

Genel ve Ağız Dışı Fiziksel Muayene

Ağız içini değerlendirmeden önce mutlaka genel bir fizik muayene yapılmalıdır. Çünkü sistemik olarak instabil bir hastada planlanan uzun bir dental işlem, ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Değerlendirilmesi Gereken Başlıca Noktalar

  • Deri ve Tüy Yapısı: Yüz, sırt ve kuyruk tabanının incelenmesi; gıda alerjisi, parazitler veya dermatit bulguları açısından önemlidir. Özellikle yüz bölgesinde tüy dökülmesi ve kaşıntı, bazı dental problemlerle birlikte görülebilir.

  • Simetri: Baş ve yüzün sol ve sağ tarafı karşılaştırılmalıdır. Şişlik, asimetri, kas atrofisi veya kitleler için palpasyon yapılır. Tek taraflı şişlikler, derin diş kökü apselerini veya tümörleri düşündürebilir.

  • Gözler ve Burun:
    Gözlerin hafifçe içeri itilmesi (retropulsiyon), periapikal enfeksiyon veya kaudal maksiller neoplazi gibi durumlarda ağrıya yol açabilir. Burun delikleri akıntı, tek taraflı tıkanıklık veya hava akımı değişiklikleri açısından değerlendirilir; oronazal fistüller bu şekilde fark edilebilir.

  • Tükürük Bezleri:
    Kedilerde dört çift ana tükürük bezi bulunur. Mandibular bezler, mandibula açısının kaudalinde deri altında palpe edilebilir. Parotid, sublingual ve zigomatik bezlerin palpasyonu daha zordur, ancak büyüme veya ağrı varsa fark edilebilir.

    Kediler, köpeklerden farklı olarak mandibulanın her iki tarafında eşleşmiş molar tükürük bezlerine sahiptir. Bu bezler, mandibular birinci molar dişlerin (309/409) yakınındaki “membranöz molar yastıkçık” aracılığıyla ağız boşluğuna açılır. Bu yastıkçık zaman zaman fizyolojik olarak şişebilir ve tümörle karıştırılmamalıdır.

  • Çiğneme Kasları ve Temporomandibular Eklem:
    Masseter ve temporal kaslar şişlik, ağrı veya atrofi açısından palpe edilir. Temporomandibular eklem (TME) açılıp kapanırken hareket açıklığı, ağrı, takılma ve krepitasyon (çıtırtı sesi) açısından değerlendirilmelidir. Çene açıklığında kısıtlılık, eklem lüksasyonu veya fibrozisi düşündürebilir.


Ağız İçi (Intraoral) Muayene – Bilinç Açıkken

Bu aşama, hasta uyanıkken ağız boşluğunun ve iç yapıların değerlendirilmesini içerir. Kedinin mizacı, mevcut ağrı düzeyi ve klinik koşullar bu muayenenin kapsamını belirler. Bazı kediler yalnızca kısa süre ağızlarının açılmasına izin verir; bu nedenle deneyimli bir klinisyen, en kritik bölgeleri ilk olarak incelemelidir.

Dişlerin İlk İncelemesi (Ağız Kapalıyken)

  • Oklüzyon (Kapanış):
    Kesici dişlerin hizalanması, alt kesicilerin üst kesicilerin singulumuna dayanıp dayanmadığı kontrol edilir. Aşırı prognatizm veya brachygnatizm gibi kapanış bozuklukları kaydedilmelidir.

  • Köpek Dişleri:
    Mandibular köpek dişi (304/404), maksiller üçüncü kesici (103/203) ile köpek dişi (104/204) arasındaki boşlukta, diş etine travma yaratmadan konumlanmış olmalıdır. Sapmış köpek dişleri, travmatik oklüzyon ve diş eti çekilmesine yol açabilir.

  • Premolar/Molar İlişkisi:
    Maksiller dişler, mandibular dişlerin lateralinde (bukkal) yer almalıdır. Çapraşıklık, rotasyon veya eksik dişler not edilmelidir.

Ağız Açıkken Yapıların İncelemesi

  • Dişler:
    Kırık, çatlak, mine defekti, pulpa açığa çıkması, renk değişikliği (koyu sarı, gri, pembe) ve sallanma olup olmadığı gözle ve sondlama ile değerlendirilir. Diş taşı birikiminin derecesi ve yerleşimi kaydedilir.

  • Mukoza ve Diş Eti:
    Dokuların rengi mercan pembesi olmalı, ülserasyon, nodül veya yaygın enflamasyon bulunmamalıdır. Gingival hiperplazi, resesyon ve kanama alanları dikkatle incelenir.

  • Dil:
    Dorsal yüzey, lateral kenarlar ve dil ucu ülserasyon, kitleler veya yabancı cisimler açısından değerlendirilir. Dil altı (ventral) bölge, ip gibi yabancı cisimler ve tükürük bezi kistleri (ranula) açısından mutlaka kontrol edilmelidir.

  • Damak ve Orofarenks:
    Sert damak üzerinde yarık, travma veya tümöral oluşumlar; yumuşak damak ve bademciklerde ise enflamasyon, ülserasyon veya hipertrofi araştırılır. Palatoglossal kıvrımlar (fauces), özellikle gingivostomatit olgularında şiddetli hiperemi ve ülserasyon gösterebilir.

Uyanık muayene, çoğu zaman kabaca bir ön değerlendirme şeklindedir; ancak ciddi stomatit, kötü koku, yoğun diş taşı veya kırık diş varlığında, genel anestezi altında ayrıntılı inceleme ve tedavinin kaçınılmaz olduğu anlaşılır.


Genel Anestezi Altında Muayene

Kapsamlı dental değerlendirme ve tedavinin altın standardı, genel anestezi altında yapılan muayenedir. Bu sayede hasta ağrı hissetmez, hava yolu güvenle korunur ve klinisyen ağız boşluğunun her bölgesine rahatça ulaşabilir.

Prosedürün Temel Adımları

  • Güvenli hava yolu için kaflı endotrakeal tüp yerleştirilir, tüp mutlaka uygun büyüklükte seçilir.

  • Ağız içi yapıların görülmesini kolaylaştırmak için dudak retraktörleri, ağız açıcılar ve iyi bir ışık kaynağı kullanılır.

  • Yumuşak dokular (dil, diş eti, mukoza, orofarenks) yakından değerlendirilir; ülser, kitle, fistül ve enflamasyon odakları ayrıntılı kaydedilir.

  • Sert dokular ve dişler periodontal sonda ile tek tek incelenir. Her diş yüzeyinde:

    • Cep derinliği

    • Diş eti iltihabı ve kanama

    • Plak/diş taşı yoğunluğu

    • Diş eti çekilmesi

    • Diş mobilitesi

    • Çok köklü dişlerde furkasyon açıklığı
      kaydedilir.

  • Gerekli görülen dişlerde intraoral dental radyografiler alınır. Radyografi, diş rezorpsiyonlarının tipi, kök kırıkları, periapikal lezyonlar ve alveol kemiğinin durumu için vazgeçilmezdir.

Diş Şeması (Dental Charting)

Tüm bulgular, standart bir diş şemasına kısaltmalar kullanılarak işlenmelidir. Bu kayıtlar hem tedavi planı için hem de ileride yapılacak karşılaştırmalar açısından son derece değerlidir. Yaygın kısaltmalar:

  • AB: Abrazyon (dış etkenle aşınma)

  • AT: Atrizyon (diş dişe temasla aşınma)

  • GR: Gingival resesyon (diş eti çekilmesi)

  • TR: Tooth resorption (diş rezorpsiyonu)

  • M: Mobilite (sallanma)

  • F: Furkasyon (kök ayrımının açığa çıkması)


Diş Anatomisi ve Periodonsiyum

Sağlıklı bir diş, iki ana kısımdan oluşur:

  • Kron: Ağız içinde görülen, mine ile kaplı kısım.

  • Kök: Diş etinin altında, alveol kemiği içinde yer alan kısım.

Dişi çevreleyen ve destekleyen dokuların tümüne periodonsiyum adı verilir. Bunlar:

  • Gingiva (diş eti)

  • Periodontal ligament

  • Alveol kemiği

  • Sement

Periodontal ligament, dişi kemiğe bağlayan özel bir bağ dokusudur. Normalde röntgende ince, siyah bir hat olarak görülür. Bu hattın kaybı, rezorpsiyon veya ankiloz düşündürür.

Gingival sulkus (diş eti oluğu) ise serbest diş eti ile diş yüzeyi arasındaki boşluktur. Sağlıklı kedilerde bu derinlik 0–0,5 mm’dir. 0,5 mm’nin üzerinde ölçülen değerler periodontal cep olarak kabul edilir ve hastalıktan şüphe edilmelidir.


Sondlama ve Tanı Araçları

  • Periodontal Sonda:
    Williams probu gibi düz uçlu sondalar, cep derinliğini ölçmek için kullanılır. Nabers probu ise çok köklü dişlerde furkasyon bölgelerini değerlendirmek için eğri uçlu özel bir probdur.

  • Diş Eti İndeksi (GI):
    Diş etinin rengine, şekline ve sondlamada kanama varlığına göre 0–3 arasında puanlama yapılır:
    0: Sağlıklı
    1: Hafif kızarıklık, sondlamada hafif kanama
    2: Belirgin enflamasyon ve ödem
    3: Şiddetli kızarıklık, spontan kanama

  • Plak ve Tartar İndeksi (PI/CI):
    Diş yüzeyindeki plak/taş miktarına göre derecelendirilir (0–3). Plak görünür hale getirmek için eritrosin tabletleri veya özel floresan ışık sistemleri kullanılabilir.

Bu objektif skorlamalar, tedavi planının belirlenmesine ve tedavi sonrası takibin daha sağlıklı yapılmasına olanak tanır.


Sık Görülen Diş Patolojileri

Diş Kırıkları, Abrazyon ve Atrizyon

Kavga, düşme, sert cisim çiğneme veya uygunsuz oyuncaklarla oynama sonucunda diş kırıkları gelişebilir. Abrazyon; kafes demiri, taş, kemik gibi sert yüzeylere sürtünmeye bağlı olarak diş yüzeyinin aşınmasıdır. Atrizyon ise dişlerin birbirleriyle hatalı temasına bağlı aşınmadır.

Kırık pulpa odasına kadar uzanıyorsa (komplike kırık), açık pulpa kan damarları ve sinirleri içerdiği için oldukça ağrılıdır ve enfeksiyona açıktır. Bu durumda:

  • Endodontik tedavi (kanal tedavisi) veya

  • Diş çekimi

gerekebilir. Tedavi edilmediğinde periapikal apseler, kronik fistüller ve göz altı/çene altında akıntı şeklinde bulgular ortaya çıkabilir.

Diş Rezorpsiyonu (TR)

Diş rezorpsiyonları, kedilerde çok sık görülen ve ağrılı olabilen lezyonlardır. Dişin mine ve kök yapısının vücut tarafından “yenilmesi” olarak özetlenebilir. Genellikle diş eti sınırında, kırmızı ve kabarık bir diş eti dokusu altında saklanırlar.

Radyografik olarak:

  • Tip 1: Periodontal ligament boşluğu korunmuştur; kök yapısı seçilebilir.

  • Tip 2: Kök, kemikle bütünleşmiş görünür (ankiloz) ve periodontal ligament boşluğu kaybolmuştur.

Klinik olarak çene titremesi, dişlere dokunulduğunda ani geri çekilme ve yeme isteksizliğiyle kendini gösterebilir.

Ülserasyon ve Enflamasyon

  • Eozinofilik Granülom Kompleksi:
    Dudaklarda “indolent ülser”, damakta plaklar veya dilde nodüler lezyonlar şeklinde görülebilir. Alerjiler, parazitler ve bazen de idiyopatik nedenlerle ilişkilidir.

  • Gingivostomatit:
    Kedilerde en ağrılı ağız hastalıklarından biridir. Diş etleri, palatoglossal kıvrımlar ve orofarenks boyunca yaygın, şiddetli enflamasyon ve ülserasyonla karakterizedir. FCV, FIV gibi virüsler, bakteriyel biyofilm ve immün yanıt bozuklukları olası nedenler arasındadır. Tedavisi uzun süreli ve çoğu zaman çoklu yaklaşımlar gerektirir.

Neoplazi

En sık görülen ağız tümörü skuamöz hücreli karsinom (SCC)’dur. Genellikle çene kenarında, dil altı veya damakta ülseratif, kolay kanayan kitleler şeklinde ortaya çıkar. Erken evrede bile oldukça invaziftir. İyileşmeyen, gelişi güzel büyüyen her lezyondan mutlaka biyopsi alınmalıdır.


Son Değerlendirme

Kedilerde ağız hastalıkları çoğu zaman sessiz ve sinsi başlar. Kedi sahipleri, yalnızca kötü koku veya belirgin iştahsızlık olduğunda kliniklere başvurur. Oysa ki:

  • Yeme davranışındaki küçük değişiklikler,

  • Tek taraflı çiğneme,

  • Yutma güçlüğü,

  • Yüzü sürtme veya patisiyle ağzına dokunma

gibi erken uyarı sinyalleri dikkate alınmalıdır.

Kapsamlı bir ağız muayenesi; öykü alma, uyanık muayene ve genel anestezi altında detaylı muayene (radyografi ve sondlama dâhil) basamaklarından oluşur. Periodontal sonda ve intraoral radyografi, patolojiyi netleştirmek için vazgeçilmez araçlardır. Elde edilen tüm bulguların diş şemasına kaydedilmesi; uzun vadeli takip, tedavi planlaması ve hasta sahibine verilecek geri bildirimler için son derece değerlidir.

Düzenli kontroller sayesinde, kedilerin büyük bir kısmında ağız hastalıkları erken dönemde yakalanabilir ve yaşam kaliteleri belirgin şekilde artırılabilir.


Front (rostral) görünüm: Normal kesici ve köpek dişi oklüzyonunu gösteren, ağız kapalı hâlde ön taraftan bakış.

Anestezi altındaki bir kedide ağız açık görünüm: Molar dişin lingual (dil) tarafında yer alan ve molar bezini içeren membranöz molar yastıkçığın konumu.
Feline Dental Disease – Cornell Feline Health Center


Kedilerde Ağız Muayenesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

  1. Kedimin ağız muayenesi ne sıklıkla yapılmalı?
    Sağlıklı görünen kedilerde yılda en az bir kez, 7 yaş üzerindeki kedilerde ise yılda iki kez ağız muayenesi önerilir. Diş hastalığı geçmişi olan kedilerde kontrol sıklığı, veteriner hekimin önerisine göre artırılabilir.

  2. Ağız muayenesi için mutlaka anestezi gerekir mi?
    Temel bir ön değerlendirme uyanıkken yapılabilir; ancak ayrıntılı sondlama, diş taşı temizliği ve tedavi için güvenli bir genel anestezi şarttır. Aksi hâlde hem kedi hem de ekip için ciddi yaralanma riski oluşur.

  3. Genel anestezi yaşlı kedim için riskli değil mi?
    Her anestezi belirli bir risk taşır; ancak öncesinde kapsamlı kan tahlili, kalp değerlendirmesi ve uygun protokol seçimiyle bu risk minimuma indirilebilir. Tedavi edilmeyen ağız hastalıkları çoğu zaman anesteziden daha büyük bir risk oluşturur.

  4. Ağız kokusu her zaman diş taşından mı kaynaklanır?
    Hayır. Diş taşı en sık nedendir ancak böbrek yetmezliği, diyabet, oronazal fistül, ağız tümörleri ve bazı viral hastalıklar da ağız kokusuna yol açabilir. Bu yüzden kapsamlı bir muayene şarttır.

  5. Kedimin dişlerinde tartar var ama gayet iyi yiyor, yine de işlem gerekir mi?
    Kediler ağrı eşiği yüksek hayvanlardır ve çoğu zaman ciddi sorunları olsa bile yemeye devam ederler. Görünen diş taşının altında ilerleyen periodontal hastalık olabilir; bu nedenle erken müdahale, diş kaybını ve kronik ağrıyı önler.

  6. Diş taşı temizliği sonrası bütün dişler çekilir mi?
    Hayır. Amaç, mümkün olduğunca çok sağlıklı dişi korumaktır. Ancak ileri derecede sallanan, rezorbe olmuş veya enfekte dişlerin çekilmesi, kedinin ağrısız ve konforlu yaşaması için gereklidir.

  7. Diş çekilen kediler yemek yiyebilir mi?
    Evet. Çoğu kedi, çok sayıda dişi çekilmiş olsa bile kuru mamayı bile rahatlıkla yiyebilir. Önemli olan ağrının giderilmesi ve enfeksiyonun kontrol altına alınmasıdır.

  8. Evde kedimin dişlerini fırçalamalı mıyım?
    Mümkünse evet. Kedilerde diş fırçalamak biraz daha zahmetlidir ancak yavruluktan itibaren alıştırılan kedilerde başarı oranı artar. Veteriner hekiminizin önerdiği kediye özel diş macunları kullanılmalı, insan diş macunlarından kaçınılmalıdır.

  9. Diş fırçalayamıyorsam ağız sağlığını nasıl destekleyebilirim?
    Diş sağlığını destekleyen özel diyet mamalar, diş temizleyici çiğneme ürünleri, suya eklenen ağız solüsyonları gibi ürünler yardımcı olabilir. Ancak hiçbir ürün, düzenli profesyonel dental temizliğin yerini tutmaz.

  10. Kedimin dişi kırıldı, ama kanama yok. Bekleyebilir miyim?
    Kırık diş, pulpa odasına kadar ulaşmış olmasa bile hassasiyet ve ilerleyen dönemde enfeksiyon riski taşır. Kırığı mutlaka veteriner hekimin değerlendirmesi ve uygun tedaviyi planlaması gerekir.

  11. Diş rezorpsiyonu tedavi edilmezse ne olur?
    Rezorpsiyonlar ilerleyici ve ağrılı lezyonlardır. Tedavi edilmezlerse şiddetli çiğneme ağrısı, kilo kaybı ve davranış problemleri gelişebilir. Çoğu vakada etkilenmiş dişlerin çekimi en iyi çözümdür.

  12. Gingivostomatit olan kedilerde tüm dişler çekilir mi?
    Bazı ağır gingivostomatit vakalarında tam ağız diş çekimi gerekebilir. Amaç, kronik ağrı ve enflamasyonu azaltmaktır. Her vaka bireysel olarak değerlendirilir; bazı kedilerde kısmi diş çekimi ile de iyi yanıt alınabilir.

  13. Kedimin ağzında yara var, kendiliğinden iyileşmesini bekleyebilir miyim?
    Ağız içindeki lezyonlar mutlaka kısa sürede kontrol edilmelidir. Basit görünen bir ülser, eozinofilik granülom kompleksi veya hatta erken evre bir tümör olabilir.

  14. Diş hastalıkları böbrek veya kalbi etkiler mi?
    Evet. Kronik ağız enfeksiyonları, bakteri ve toksinlerin sürekli kana karışmasına neden olur. Uzun vadede böbrekler, kalp kapakları ve diğer organlar üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

  15. Ağız muayenesi için kedimi nasıl hazırlamalıyım?
    Rutin muayenelerde genellikle özel bir hazırlık gerekmez. Ancak planlı bir genel anestezi varsa, hekiminiz size aç bırakma süresi ve ilaç kullanımı hakkında ayrıntılı bilgi verecektir.

  16. Ağız muayenesi sırasında kan tahlili yapılması şart mı?
    Özellikle orta–ileri yaş kedilerde ve genel anestezi planlanan her hastada kan tahlilleri büyük önem taşır. Böbrek ve karaciğer fonksiyonları, anestezi güvenliği ve uygun ilaç seçimi için temel verileri sağlar.

  17. Sadece kötü kokuyu gidermek için sprey kullanmak yeterli olur mu?
    Hayır. Ağız spreyleri veya kokuyu maskeleyen ürünler altta yatan sorunu çözmez. Kötü kokunun kaynağı bulunup tedavi edilmediği sürece problem devam eder.

  18. Kedimin sadece bir iki dişinde sorun var, tüm ağızın incelenmesi şart mı?
    Evet. Bir dişte görülen patoloji, çoğu zaman diğer dişlerdeki erken lezyonların da habercisidir. Bu nedenle ağız muayenesi daima tüm dişleri kapsayacak şekilde planlanmalıdır.

  19. Ağız muayenesinden sonra kedim ne kadar sürede normale döner?
    Sadece muayene ve hafif temizliğin yapıldığı olgularda kediler genellikle aynı gün normal yiyeceklerini yemeye başlar. Diş çekimi veya büyük cerrahi girişim yapılan hastalarda birkaç gün yumuşak diyet ve ağrı kontrolü gerekebilir.

  20. Kedimin ağzıyla ilgili sorun yaşamasını önlemek için neler yapabilirim?
    Düzenli veteriner kontrolleri, uygun beslenme, mümkünse diş fırçalama, ağız sağlığını destekleyen ürünlerin kullanımı ve ağız kokusu/iştah değişikliği gibi erken uyarı işaretlerini ciddiye almak, kedinizin ağız sağlığını korumanın en etkili yollarıdır.

Front (rostral) view showing normalincisor and canine occlusion
Front (rostral) view showing normal
incisor and canine occlusion

 

Şekil 2: Anestezi altındaki bir kedide ağız açık görünüm; molar dişin lingual (dil) tarafında bulunan ve molar bezi içeren membranöz molar yastıkçığı (daire içine alınmış) göstermektedir
Anestezi altındaki bir kedide ağız açık görünüm; molar dişin lingual (dil) tarafında bulunan ve molar bezi içeren membranöz molar yastıkçık

 

Paylaş:
Facebook
Twitter
LinkedIn
Benzer İçerikler :
İletişim

Kliniğimiz her gün 10:00-20:00 saatleri arasında açıktır. Veteriner hekim muayenesi randevuyla yapılmaktadır.

Randevu almak ve hizmetlerimiz hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için bizi telefonla arayabilir veya whatsapp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.